Öğrenme nasıl gerçekleşir? — Bilgi nasıl kalıcı olur?

Kategori: Genel | 0

İnsanın nasıl öğrendiği ve bilginin nasıl kalıcı olacağı üzerine bilim adamları uzun yıllar bir hayli kafa yormuştur. Öğrenme ve bellek üzerine ciddi araştırmalar yapılmış ve bu konularda birçok bilimsel kuram ortaya çıkmıştır. Her bir kuram spesifik olarak üzerinde odaklandığı konular hakkında bilimsel veriler sunmuş ve bu kuramların öğrenme üzerinde ciddi etkileri olmuştur. Özellikle 20. yy.ın başlarında İsviçreli Psikolog Jean Piaget’nin öğrenme kuramı ön plana çıkmıştır.

Bilişsel Öğrenme Kuramı

Piaget’e göre zihin bilgiyi işlerken özümleme, uyma ve dengeleme işlevlerini gerçekleştirmektedir. Çevresiyle etkileşim içinde olan birey bilişsel gelişim süreci içerisinde, zihninde kendi dünyasını kurar ve kişisel yaşantıları, bilgiyi algılama ve yorumlama sonucunda zihinsel yapısını inşa eder. Birey yeni bilgiyle karsılaştığı zaman, bu bilgiyi daha önceden zihinde var olan bilgiyle karsılaştırır. Böylelikle özümleme işlevini gerçekleştirir. Eski bilgi ile yeni bilgi arasında bir çakışma varsa yeni bilgiye göre zihnini yeniden yapılandırarak uyma işlevini yerine getirir. Tüm bu süreç içerisinde bir zihnî dengeleme işlemi gerçekleşir. Böylece bireyin sorumluluğunda ve kontrolünde bir öğrenme meydana gelir (Piaget, 1977).

Bilişsel yaklaşım uyarıcıların algılanması, kodlanması, yeni bilgilerin eskileri ile karşılaştırılması, belleğe depolama ve hatırlama gibi bilişsel süreçlerle ilgilenir ve öğrenme sürecini bu şekilde açıklar. Aslında eğitim sistemimizdeki temel sorunlardan bir tanesinin öğretilen konuların ve öğretiliş şekillerinin uzun süreli belleğe hitap etmemesi olduğu söylenebilir. Özellikle öğrencilerin sınav sürecinde bilgiyi uzun süreli belleğe aktarmakta sorunlar yaşaması öğrenmeyi zorlaştırıyor.

Öğrenme

Bireyin her tür davranımı beynin belli bölgelerinde yer alan bir nöron kümesinin etkinliğiyle gerçekleşir. Öğrenme, beyinde birtakım kimyasal elektriksel değişiklikler ve sinir sisteminde yeni sinaptik bağların kurulması ile açıklanmaya çalışılmıştır. Genel olarak öğrenmeyi yaşam içerisinde çeşitli yollarla insanın düşünce ve davranışlarını etkileyen kalıcı değişikliklerin oluşmasını sağlayan bir süreç olarak görebiliriz. Öğrenme sadece sabit bir takım tekniklerle olan bir süreç değildir. Öğrenme, bazen yanlışlıkla veya istemeden de olabilir. Her yaşanan bir durumda öğrenme gerçekleşebilir. İnsan öğrendikleriyle kendi yaşamını yönlendirir ve şekillendirir. Neleri yapıp neleri yapmayacağı hakkında bir harita çizer ve bireye esneklik kazandırır.

Öğrenme ya da bilgi büyük ölçüde sağlıklı bir bireyin kontrolünde oluşur. Birey, duyu organları sayesinde veriyi süzerek zihninde verdiği anlama ve içselleştirmeye göre alır. Alınan veri zihinde bazı süreçlerden geçerek uzun süreli belleğe depolanır. Depolanan veri yaşamın içinde tekrarlanarak veya kullanılarak kalıcı hale dönüşür. Bir süre sonra bilgi oluşmaya başlar. Bir veriye veya informasyona yüklediğimiz anlam, yani bizim için ne ifade ettiği o informasyonun veya verinin zihnimize yerleşmesi ve hatırlanması açısından çok önemlidir. Verinin işlenmesi, depolanması ve bilgiye dönüşmesi daha sonra geri çağırdığımızda hatırlanması açısından büyük bir işleve sahiptir.

Öğrenme sürecinde veya öğrenmenin oluşabileceği bir ortamda bazı uyarıcılar ve amaçlar vardır. Bu uyarıcılar, bireyin önceki bilgileri üzerine neler koyacağında önemli bir etkiye sahiptir. Jean Piaget’ye göre yeni öğrenilenler var olan şemaya uymadığında bireyin bir uyum işlemine ihtiyacı vardır (1977). Yani bilişsel çatışma veya karışıklık öğrenmenin bir uyarıcısıdır. Öğrenme süreçlerinde önemli bir etkiye sahiptir ve öğrenilenlerin yapısını ve düzenlenmesini belirler.

Sosyal çevre ve kişisel algı

Bulunduğumuz çevre veya sosyal ortam, kişisel anlayışımızın gelişmesinde ve şekillenmesinde önemli bir etkiye sahiptir. Bilginin yerleşmesi veya yapılanması kişisel bir olay olmakla birlikte bulunduğumuz ortam veya yaşadığımız çevredeki insanların anlayışı, kendi anlayışımızla otomatik olarak değerlendirilir ve bir sonuca ulaşarak zamanla kendi anlayışımız haline gelir. Anlama süreci çevreyle etkileşim şeklinde ilerlerken çevreyle uyumu sağlar. Çevreyle uyumu sağlarken anlama, içerik ve bağlantı bireyin aktivitelerinden bağımsız oluşmaz.

Bellek

Bellek her türlü uyaranı, düşüncelerimizi, algılarımızı, deneyimlerimizi yani öğrendiklerimizi bir arada tutan bir alandır. Aslında bilincin bir bölümünü bellek oluşturur. Bellek olmazsa kişinin farkındalığı veya yaşantısı anlamını kaybeder.

İki çeşit bellek vardır 

1-Kısa süreli bellek: Kısa süreli bellek çeşitli yollarla duyusal uyarımlar sonucu yansıyan veya oluşan verilerin kısa süreliğine kaldığı bir alandır. Kısa süreli bellek verilerin ya da informasyonların uzun süre depolandığı bir bellek değildir. Ortalama 5-6 maddelik bir verinin yüzeysel bir şekilde aktif kaldığı veya ortalama var olan verilerin saniyelerle kaldığı sınırlı bir bellek alanıdır.

2-Uzun süreli bellek: Kısa süreli bellekteki veriler veya informasyonlar sık sık tekrarlanarak ve kodlanarak uzun süreli belleğe aktarılır. Bilginin uzun süreli saklanması, geçici bellekten kalıcı belleğe dönüştürülmesi ile sağlanır. Bellek kayıtları bir kez oluşup hep aynı kalan yapılar değildir ve sürekli yeni kayıtlar ile birlikte tekrar tekrar organize olurlar. Kısa süre önce edinilmiş veri, kodlanması ve pekiştirilmesi için daha önce oluşmuş bilgi ile entegre edildiği ve pekiştirilmesine yol açacak işlemlere angaje edildiği limbik sisteme aktarılır. Anlamlı hale gelen bilgiler kalıcı bir şekilde burada saklanır. İhtiyaç duyulduğunda çağırılır ve kullanılır.

Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler

Dışarıdan gelen uyarıcılar beş duyu organımız tarafından alınır ve bu duyumlar bilişsel bir süreci başlatır. Bilişsel süreçte algı ve dikkat önemli bir etkiye sahiptir. Uyarıcının veya uyaranın benzerliği, yakınlığı veya sürekliliği algılama süreçlerini etkiler. Aynı zamanda uyarıcının özellikleri ve bireysel özellikler dikkati etkileyen önemli faktörlerdir. Örneğin; uyarıcının şiddeti, büyüklüğü veya tekrarı, diğer taraftan bireyin beklentisi, ilgisi veya ihtiyacı dikkat açısından önemli etkiye sahiptir.

Bireyin özellikleri: Bireyin bilişsel, duyuşsal, psiko-motor ve ahlaki davranışları öğrenmede önemli bir etkiye sahiptir. Bu nedenle öğrenme her bireyde farklı süreçlerde ve farklı şekilde oluşur. Öğrenmenin oluşması bireyin özellikleriyle doğrudan orantılıdır.

Biyolojik donanım ve olgunlaşma: Öğrenilecek davranış için gerekli olan biyolojik donanıma sahip olmak gerekir. Ayrıca ilgili davranışı öğrenebilmek için de gerekli olan fiziksel ve zihinsel gelişmişlik düzeyine sahip olmak gerekir.

Uyarılmışlık Düzeyi: Uyarılmışlık düzeyi çok düşük olan kişi de veya uyarılmışlık düzeyi çok yüksek olan kişide de öğrenme sağlıklı olamaz. Öğrenme için normal bir uyarılmışlık düzeyi ve orta derecede bir kaygı durumu gereklidir. Genel uyarılmış düzeyi öğrenmeyi önemli derecede etkiler.

Geçmiş Yaşantılar ve Edinilmiş Bilgiler: Öğrenme için ön bilgilerin ya da öğrenmeyi kolaylaştıracak ek bilgilerin de bulunması gerekir. Öğrenmenin gerçekleşmesi veya ilerlemesi için edinilmiş bilgilere ihtiyaç vardır. Örneğin iki bilinmeyenli bir denklemi öğrenecek olan bir kişinin dört işlemi öğrenmiş olması gerekir.

Motivasyon: Motivasyon öğrenmeyi istemek ve ihtiyaç duymakla ilgilidir. Bireyin öğrenmesinin daha sağlıklı olması, edinilecek bilginin yaşamında kolaylık sağlayacağını bilmesiyle ve ihtiyaç duymasıyla ilişkilidir. Eğitim sistemindeki ezberci yaklaşım, öğrenilen bilgilerin gerçek hayatla bağlantısının kurulamaması bireyin öğrenme isteğini olumsuz etkilemektedir.

Öğrenme Yöntemi ile İlgili Faktörler: Tekrar etme, planlı çalışma, özet çıkarma, not tutma, okuyarak ya da yazarak öğrenme gibi etkili ders çalışma yöntem ve tekniklerinin kullanımı öğrenmeyi etkiler. Öğrenme yönteminin etkililiği öğrenciden öğrenciye değişir. Bazı öğrenciler de sözel öğrenme daha yüksekken bir diğerinde görsel öğeler daha baskın olabilir. Önemli olan her öğrencinin kendini tanıması ve kendisine en uygun olan tekniği kullanarak ders çalışmasıdır.

Öte yandan öğretmenlerin mümkün olduğunca fazla ve çeşitli araç gereç kullanarak, en fazla sayıda duyuya hitap eden yöntem ve tekniklerle derslerini renklendirmeleri her öğrenciye o öğrenci için geçerli olan öğrenme yolu ile ulaşmaları ihtimalini artıracak ve öğrenilen davranışın kalıcılığını etkileyecektir.

Sonuç olarak öğrenme aktif bir uyum sürecidir. Herhangi bir verinin kalcı bilgiye dönüşebilmesi kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe çeşitli işlemlerden sonra depolanmasıyla ilişkilidir. Öğrenmenin oluşabilmesi birçok duruma bağlı olmakla birlikte, öğrenilenin kalıcı hale gelmesi ve öğrenilenin geri çağırılıp kullanılabilmesi için bir dizi sürecin oluşması gerekir.

Kaynaklar

  1. Gürol, A. & Tezci, E.( 2002).Yapılandırmacı Öğretim Tasarımında Teknolojinin Rolü.

2- Bozdağ. Z. (2003). Etkili Öğretmen Olabilmek: Eğitimsen Yayınları.

3-Piaget, J. (1977), The Development of thought: Equilibrium of cognitive structures, Newyork: Viking Press.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir