Sınav Kaygısı

Kategori: Genel | 0

Uzun bir çalışma sürecinden sonra öğrenciler bu hafta sonu sınava girecekler ve bugüne kadar gösterdikleri çabanın verdikleri emeğin sonucunu almaya çalışacaklar.

Özellikle sınava hazırlanırken ister okulda olsun ister dershanede hatta evde çocukların kaygı yaşamasına neden olan o kadar çok durumlar var ki anlatmakla bitmez sanırım. Bunların en başında ailelerin çocuklar üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler gelir. İster istemez bu süreçte aileler çocukların kaygı yaşamasına neden olan davranış ve söylem içine giriyorlar. Aileler baskı yapmadıklarını ifade etseler de bazı davranışlar dolaylı olarak baskıyı arttırır. Çocuktan beklentilerini sık sık dile getirmeleri veya başka arkadaşlarıyla kıyaslamaları öğrencilerin sınava yönelik kaygılarını arttırmaktadır. Özellikle okul arkadaşları veya yakındaki ailelerin çocuklarıyla kıyaslanmak, hem çocukta performans düşüşüne hem de çocuğun kıyaslanan kişiye içten içe öfke biriktirmesine neden olur. ‘Bak komşunun çocuğu deneme sınavından şu kadar puan almış biz daha senden göremedik’ gibi ifadeler öğrencilerin kaygılarını arttırmaktadır. Birçok aile ‘biz senin için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz sende çalış artık’ veya bak senin için bir sürü para veriyoruz artık bu sene kazanamazsan seneye bizden bir şey isteme’ gibi söylemler öğrencilerde ciddi kaygılara neden olabilmektedir. Hatta bazı aileler dershane taksitini çocuğa verip göndererek daha da kaygılarının artmasına suçluluk duymalarına neden olabilmektedir.

Bazı aileler ise kendilerinin olamadıkları meslekleri çocukları üzerinden tatmin olmaya çalışırlar veya kendi mesleklerini çocuklarıyla devam ettirmek isterler. ‘Benim kızım babası gibi doktor olacak veya annesi olamadı ama kızı olacak’ gibi ifadeler çocuklar üzerinde ciddi baskı unsuru olabilir.

Okulda veya dershanedeki öğretmenlerin gereğinden fazla ders çalış baskısı ve sınavı kazanmayı belli saat çalışma ile eşdeğer görmeleri öğrencilerin kaygılarını arttırmaktadır. Örneğin bazı öğretmenler iyi niyetli bir şekilde veya kendi düşüncelerince daha fazla çalışsınlar diye ‘günde 8-9 saat çalışmazsanız kazanmayı unutun’ gibi söylemleri ciddi kaygılar yaratmaktadır. Burada önemli olan çok çalışmaktan ziyade etkin ve verimli çalışmaktır. Siz verimli çalışmadıktan sonra okuduklarınızı anlayıp idrak etmedikten sonra 10 saatte çalışsanız sizin işinize yaramayacaktır bu nedenle saatlerce çalışmak yerine etkin ve verimli çalışmak gerekiyor. Özellikle kaygısı yüksek olan öğrencilerin büyük bir çoğunluğu kendini sosyal hayattan veya eğlenceli aktivitelerden uzak tutmaya bakmaktadır. Sosyal hayattan kopan ve düzenli uyku ve beslenmesine dikkat etmeyen öğrencilerin sınavın yaklaşmasıyla ciddi kaygılar yaşadığını hatta ciddi anlamda psikosomatik sıkıntılar çektiğini görüyoruz. Bu öğrencilerde ciddi karın ağrıları baş dönmeleri veya vücudunda titremeler ve kalp çarpıntıları yaşadıklarını görüyoruz. Bu nedenle öğrencilerin uyku ve yeme alışkanlıklarının düzenli olması ve sosyal ortamlardan keyif aldığı aktiviteler den kendilerini uzak tutmamaları gerekmektedir.

  • Sınav kaygısını arttıran diğer önemli nedenler ise yeteri kadar çalışmamak, zamanın önemli bir kısmını boşa harcayıp konuların birikmesi veya eksik konuların olması, ailenin iyi niyetli de olsa gereğinden fazla ders çalış baskısı, ailenin yüksek beklenti içine girmesi ve kendi kaygılarını çocuklarına yansıtmaları gibi nedenler öğrencilerin sınava yönelik kaygılarını arttırmaktadır.

Sınav kaygısı yaşayan öğrenciler öğrendikleri bilgileri sınavda hatırlayamaması veya yanlış yapacağına dair olumsuz düşünceler içine girmesi halidir. Özellikle sınav yaklaştıkça sınavda istediği puanı alamayacağını, öğrendiği hiçbir şeyi hatırlayamadığını, sınavda heyecanlanacağını ve hiçbir şey yapamayacağını düşünmeye başlarlar. Çoğu zaman felaket senaryoları içine girmeye başlar, örneğin bu sınavı kazanamazsam ailem beni eve almaz veya kazanamazsam dünyanın sonu olur, biterim ben, arkadaşlarımın ailemin yüzüne nasıl bakarım gibi ciddi endişeler yaşanır. Bütün bu olumsuz otomatik düşünceler öğrencilerin gerçek performansının ortaya çıkmasını engeller ve çoğu zaman bloking dediğimiz bilgiyi ketleme durumu ortaya çıkar ve sınavda hatırlama güçleşir. Aslında belli düzeyde kaygının yaşanması çok doğaldır ve performansın artmasında katkı sağlar ve motive edici bir etkiye sahiptir ancak bu kaygı çok yüksek veya sıfıra yakın olursa zarar verici hale gelebilir sıkıntı da o zaman başlar. Yani kaygının azı yarar çoğu zarar getirir.

Bütün kaygılarda olduğu gibi sınav kaygısı da sürece değil, sonuca odaklı bir düşüncenin ürünüdür. Yani” ne yapmalıyım” veya eksiklerim neler yerine “ne olacak”a odaklanmaktır. Bu şekilde düşünen bir öğrenci doğal olarak bir şey yapmayan kişinin sonuçla ilgili senaryosu da olumsuz olacaktır. Tam tersine yeteri kadar hazırlanmış bir öğrenci çevresindeki yaşantılardan veya aile içindeki yaşantılardan etkilenerek yoğun bir kaygı yaşayabilir. Kaygılı bir yapıda veya aile içinde endişeli bir yaşam söz konusu ise öğrencide de benzer endişeler sınava yönelik olarak ortaya çıkar.

Sınav kaygısı yaşadığınızı nasıl anlarsınız?

Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerde yoğun dikkat dağınıklığı, ders çalışmak istememe, yetiştiremeyeceğine dair umutsuzluk, çoğu zaman okuduğunu anlayamama veya hatırlayamama ve bazı olumsuz otomatik düşüncelerin ortaya çıkmasıyla anlarız. Bazen ise ciddi anlamda fiziksel belirtiler olarak ortaya çıkar bunlar genellikle; sınav öncesinde veya sınav esnasında kalp çarpıntısı, nefes almakta zorluk çekme, vücudun belirli yerlerinde terleme veya kızarma, titreme, ağlama veya bayılacak düşüncesi oluşabilir. Bazen ise rüyalarında sınav öncesi ve sınav esnasında başına kötü olaylar geldiğini görme örneğin sınava yetişemediğini görme gibi durumlar ortaya çıkabilir.Sonuç olarak sınav kaygısının temelinde “ yetersizlik ve başarısızlık” düşünceleri yatmaktadır. Kişinin kendini yetersiz görmesi, doğal olarak başarısız olacağı hipotezinin kanıtıdır. Kısaca sınavın sonucu hakkında olumsuz düşünsen de düşünmesen de bu sınava sen gireceksin. O halde şimdiden daha gerçekçi ve alternatif düşünceler içine girebiliriz. Önemli olan elimizden geleni yapmak ve öğrendiklerimizi sınavda ortaya koyacağınıza inanmaktır. Sizler bugüne kadar elinizden geleni yaptıysanız üzerinize düşeni yapmışınız demektir. Bazı öğrenciler bu sınavı ister istemez hayatın sonu olarak algılayabilir ancak bu algı hiçbir işe yaramaz aksine sizin performansınızı ortaya koymanızı engeller. Hayatın sonu yerine yolun başlangıcı veya üniversiteye ilk adım olarak düşünülebilir. Yani olumsuz düşünceler içine dalmak yerine daha gerçekçi ve alternatif düşünceler yönelmemiz daha yararlı olacaktır. Ne kadar çok olumsuz düşünceler içinde kalırsak o kadar çok kaygımız artacaktır.

Uzman Psikolog Emin DÖNMEZ

Yeni Hayat Psikolojik Destek Merkezi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir